|
EzikFB.Com Yorumu: 2001 yılında fener şampiyon olduğu halde görevi bıraktı. Bunun nedeni şike ve teşvik primi olabilir mi? 2006 yılı ile ilgili ise birşey söylemeye gerek yok, babayı aldı, korktu ve kaçtı! |
Önce bazı atasözlerimizi hatırlayalım:
Bıçak yarası onulur, dil yarası onulmaz.
Bin ölçüp bir biçmeli.
Büyük lokma ye, büyük söz söyleme.
İki dinle bir söyle.
Lâf torbaya girmez.
Söz ağızdan çıkar.
Sözünü bil, pişir; ağzında der, devşir.
Yiğidin sözü, demirin kertiği.
Şimdi biz Türklerin hiç sevmediği şeylerin başında döneklik gelir. Çünkü biz tarihimiz boyunca bizanslardan ve diğer dönek milletlerden çok çekmişiz. Atasözlerimiz bile hep döneklik etmemeyi, ağızdan çıkan sözleri tutmayı öğütler.
Ama ülkemizde dönekliği tescillenen bir kulüp başkanı da var. Bu da tahmin ettiğiniz gibi fenerbahçe. İşte o konuyla ilgili bazı yorumlar ve haberler.
HINCAL ULUÇ
Yalancı çoban Aziz Yıldırım
En çok da "Bekleniyordu" diye yazan yorumculara güldüm.. Aziz Yıldırım'ın geri dönüşü bekleniyormuş.. Ne zaman yazdılar yorumlarını.. Yıldırım geri dönüşünü açıkladıktan sonra..
Oysa biz 18 Mayıs'ta istifasını açıkladığı gün yazmıştık, "Palavra" diye..
Palavra olduğunu bizim gibi onlar da biliyorlardı. Çünkü Aziz Yıldırım'ı hatta bizden iyi tanıyorlardı. Buna rağmen yazmadılar.. Yazamadılar.. Yazmağa cesaret edemediler..
Bizi onlardan ayıran fark, daha doğru, daha iyi düşünmemiz değil.. Düşündüklerimizi yazma cesaretimiz..
"Kutsal İttifak medyası" derken ne kadar haklı olduğumuzu bir defa daha kanıtladı meslektaşlarım o kadar..
Aziz Yıldırım'ın dümen suyunda gazetecilik, yorumculuk.. Türk spor kamuoyunu bu kalemler yönlendiriyor işte..
Galiye Teyzemin çocukken bana ilk öğrettiği şarkılardandı, Yalancı Çoban'ın öyküsü..
"Bir küçük çoban varmış Yalancılık yaparmış.."
"Kurt geldi" diye bağırırmış çoban ikide birde.. Köylü koşarmış, kurt murt yok..
Bir gün sahiden gelmiş kurt.. Küçük çoban çığlık çığlığa.. Ama kimseler inanmamış ona..
"Kimsecikler gelmemiş, Çobanı da kurt yemiş.."
O gün bugün, köy çocuklarının oyun şarkısı olmuş, zavallı yalancı çoban..
"Yalancı, yalancı Sana kimse inanmaz.. Yalancı, yalancı, Sözüne kimse kanmaz.."
Efendim, evine kapanmış, kapıları kilitlemiş, telefonları susturmuş da.. Dört gün kimse ile konuşmamış da.. Sonunda kesin kararını vermiş de..
2001'de söyledi ya bu yalanı.. Bu defa inandırıcı olmak için mizansen hazırlıyor kendisine.. "Bu defa 2001 olmayacak. Dönmeyeceğim" diyor..
Pöh!..
"Palavra.. Medyada ilk defa kendisine yönelik ciddi eleştiriler başladı, onları susturmak için" diye anında yazmıştım yorumumu..
Telefonlar, e-mailler, fakslar yağdırarak bana sövenler, bugün yeniden arayarak özür dilemeyi düşünüyor musunuz?.
Aziz Yıldırım, Ali Şen'in makas almasına izin vererek, makasa tepki bile göstermeyerek, o gün yaptığımız yorumu da haklı çıkardı..
"Ali Şen'in kucağında dönüş.."
Yavuz Donat'a Fenerbahçe Başkanı olmanın beş şartını açıkladı Ali Şen.. "Beşi de bende var" diyerek.. "Aziz'de sadece biri var oysa" dedi.. Beş şarttan sadece birine sahip Aziz'i niye Makaslı Başkan yaptığını ise sadece yakın dostlarının kulaklarına fısıldadı..
Herkesi kör, alemi sersem sanan Makaslı Başkan "Efendim başka aday çıkmadı" diye mazeret gösteriyor, yüzü kızarmadan..
"Aziz Yıldırım adaysa yokuz" dedi, bütün muhtemel adaylar.. Bunu iyi bildiği için "Yok" olduğu mesajını hiç vermedi, tersine sık sık dönüş sinyalleri yolladı.
Tüm adayların yolunu bizzat kesti.
"Aziz Yıldırım varsa da, yoksa da adayım" diyen tek kişi Sadettin Saran'ın aday olmaması için de, kongre tarihinin, Saran'ın cezasının bitmesinin iki hafta önüne çekti. Korktuğu tek adamı da böyle durdurdu.. Sonra çıkıp " Koskoca Fenerbahçe'de adam kıtlığı var ondan döndüm" demeye sıkılmadı, utanmadı..

AYDIN SORDİ
Efendim, sanırım Aziz Yıldırım, Demirel’e özendi. Çünkü başkan olduktan sonra 2001 yılında, "ben gidiyorum" dedi ve başkanlığı bıraktı, daha sonra "vazgeçtim dönüyorum" dedi. Bu yıl olanlar herkesin malumu, "ben gidiyorum üstelik dönmemek üzere" diyerek gitti. Duydum ki, "geri dönüyorum" demiş. İki kez gidip, üç kez gelmek oluyor bu, matematiğim beni yanıltmıyorsa. Yalnız Demirel ile Yıldırım arasında bir fark var, Demirel görevden genelde kendi iradesi dışında ve zorlama ile uzaklaştırılıp, bileğinin hakkı ile geri dönerken, Yıldırım, tek yetkili olarak hüküm sürdüğü Fenerbahçe’den, canı isteyince gidip canı isteyince geri geliyor, bir nevi fantezi.
KEMAL BELGİN
Bu oyunun adı ne?
Pekâlâ; F.Bahçe’nin Sayın Başkanı, bu defa da gözyaşları ile veda ettikten sonra, yine dönerse, ne duruma düşecektir? Kararsız, kendi kulübünün üye yapısını sürekli yoklama ihtiyacı duyan, yani onlara bir türlü güvenmeyen, taraftarının duygularıyla oynayan, medyayı yoyo gibi oynatan bir profil çizecektir.
Yani güven tazeliyeyim derken, güven kaybına uğrayacak ve çoban örneği lâfına inanılması güç bir kişiliğin portresini çizecektir.
Diyelim ki, döndü... Ya F.Bahçe, 100. yılında Şampiyonlar Ligi’ne katılamaz, ligde şampiyon olamaz, kupayı da alamazsa ne olacak? Yıldırım, bu en önemli günlerde sözlerini yerine getirememiş bir başkan olarak o zaman gözyaşlarıyla istifa etme şanısın kaybedecektir. Öyle ya Haluk Ulusoy futbolun başında durmaktadır. Yani komplo senaryoları böyle bir son sinyali ile yüklü değiller midir?
Hele bakın! Burası koca F.Bahçe Spor Kulübü’dür... 100. yılını idrak etmiş, ülkenin çimentosu bir müessese... Burası kimin kulübüdür? Benim bildiğim F.Bahçe halkın, ülkenin kulübüdür. Ama hayli karanlık bir dönüşüme doğru gidilmektedir sanki...
|